Film Festivali
18 Aralık 2007
Festival başlamışta bitiyor. Neyseki iki gün kalası da olsa bu bihaberliğime bir son vermiş bulunmaktayım. Ne yapıp etmeliyim yarın öğleden sonra. Kendimi Beyoğlu Alkazar sinemasına atmalıyım. Malumunuz yarın yarım gün ders yapılacak. Öğleden sonra alışveriş filan yapacakta değilim hani. Çoluk çocuk gelir diye geçen bayramda aldığım çukulatalar hala duruyor vestiyerde. Gelirlerse bol bol ikram ederim. Duruma binayen hayli zamanım olacak gibi görünüyor ve ben en azından bir filmi izlemeliyim. Festivalin resmi sitesinden hemen programımı yaptım. Head under water (Sudaki Kan) adlı filmi seçtim kendime. Konusu itibariyle öğrenci öğretmen okul gerilimini işleyen bir alman filmi. Eh ne diyelim bu saatten sonra çokta seçici olamazdım. En azından hasılı olduğum bir mevzuuya dayadım sırtımı.
Okulda Sivil Kıyafet
27 Kasım 2007
Sabah 09.00’dan beri ayaktayım. Münazara yöneticisi olarak görevlendirildim. Sözüm ona baş münazaracı olarak. Ben görmeyeli öğrencilere bir hal olmuş, iki kelimeyi yan yana getirip konuşamıyorlar. Bir sıkıldım, bir sıkıldım sormayın. Arada münazaraları kesip şöyle olmalı, böyle olmalı diye çocuklara çıkışıyorum. Yok, hiç ümit yok. Hani neredeyse birileri sahne de kapışsa bir hareket olsa buna bile sevineceğim. Haliyle edebiyat öğretmenlerine söylenmeye başladım. Bak dedim münazarayı anlatamamışlar çocuklara. Öğlene kadar sürdü bu işkence. Ah diyorum nerede geçen yılki çocuklar. İstanbul il genelinde yarışmada ilk sekize kalmışlardı. Ondan sonra ÖSS filan uğruna daha ileriye gidememişlerdi. Onlara bile kızıp döken ben, şimdi elimdeki malzemelerle efsane yaratmayı umuyorum. Nafile. Bir arkadaşım çıtayı yükselttiğimi söylüyor, aslında geçen yılkilerinde böyle başladığını. Hocam göreceksin diyor içlerinden birkaç tane çıkar. Olsun diyorum yeni sınıflar geliyor başlıyorlar münazaraya. Yok yok yok olmuyor. Beklediğim öğrenciler bunlar değil. İçeri girse yüzünden, gözlerinden tanıyacağım onları ama yoklar. Onların yerine sınıfın en usluları, en ağırbaşlıları gelip gidiyor. Bana hayta lazım. Bir bakan yürek yakan.
Saat 14.00 olmuş çoktan. Hocam daha yorulmadın mı diyen bir sesle kendime geliyorum. Bu nöbetçi öğretmenin sesi. Yok diyorum ne yorulacağım sabahtan beri miskinler gibi uyuyorum. Yok mu elinizde iyisinden iki sınıf, bir yarışma daha yaptırıp öyle gideyim. Bekle diyor olmaz mı?
Nöbetçi arkadaş boş dersi olan bütün sınıfları toplantı salonuna indiriyor. Salon da ayakta duracak yer yok. Anlaşılan yine çocukları başıma topluyorlar, boşta duracaklarına.
İçeri ilk yarışmacı grup giriyor. Yanlarında okul kıyafetleri olan bir modelle. Bu arada münazara konusunu da söyleyim. Okulda resmi kıyafet mi başarıyı getirir yoksa sivil kıyafet mi? Ben olurumda konu başka bir konu olabilir mi? Mümkün mü? Bu ilk gelenler son sınıf öğrencisi. Bir hayli kendilerinden emin görünüyorlar. Belli çalışmışlar, hazırlanmışlar. Nihayet dedim bir şeyler olacak ama içeri giren diğer grubu görünce, eyvah dedim yine başlıyor aynı şeyler. Yeni gelenlerin boyları 1.50 ya var ya da yok. O kadar ürkekler ki sanki birazdan aslanlarla dolu bir arenaya atılacaklar. Yanlarında bir iki kâğıtta getirmişler. Üstelik bir de okulda sivil kıyafetin başarıyı getireceğini savunacaklar. Diğer grup bu ufak tefek çocukları görünce biraz daha emin bir havaya büründü. Yarışmayı başlatmadan önce diğerlerine sezdirmeden - bu nasıl mümkünse- çocukların yanına gittim. Bir hazırlıkları var mı onu kontrol edeceğim. Pekte emin olamasam da bir şeyler yapacaklarına kanaat getirdim.
İlk konuşmayı son sınıflar yaptı. Beklediğim gibi hazırladıkları kâğıttan okuyarak başladılar. Bir yerlerden aşırılmış bir kompozisyon gibiydi. Konuya hâkimdiler. Jüriyi de etkilemeyi başardılar hani. Sıra 9. sınıflara geldiğinde temkinliydim. Daha ilk konuşmacıları konuşmaya başlamadan, TRT spikeri edasıyla salondakilerden moral alkışı istedim. Alkışladılar. Aralarından bir kız çocuğu kalktı ilk konuşmayı yapmak üzere. Biraz titrer gibiydi, üzerinde eşofman vardı. Belli sivil kıyafeti vurgulamak üzere giyinmişti onları da. Ve konuşmaya başladı.
Salonda çıt yok. Herkes o küçük kızın konuşmasına dikkat kesilmiş. Herkes şaşkın. O ne konuşma öyle uğraşsam o kadar etkili, düzgün konuşamam. Hele o mimikler jestler yok mu? 5 dakika nasıl geçti bilemedim. O kadar güzel anlattı ki okullarda sivil kıyafet giyinmeyi. Açık toplumcular olsa kızı hemen bünyesine katacaklar. Hakikaten dedim bir ara şu sivil kıyafet uygulamasına bir el atsak. Konuşmasını nazikçe, tevazu içinde bitirdiğinde, salon bir alkış bir nümayiş ki hiç sormayın. Susturup yarışmayı devam ettirebilmek için neler çektim. Bu arada 11. sınıflara döndüm. argo deyimle dumura uğramış olacaklarını bekliyordum. Hayır, pek etkilenmemişe benziyorlardı. Ya da bu ilk salvoyu atlatmışlardı. İşler iyice kızışıyordu.
İlk grup tekrar sözü aldı. Bu sefer eskisinden daha agresif bir tutum içindeydiler. Bildikleri kullanabilecekleri bütün açılımları denedi, ikinci konuşmacıları. Konuşmasını bitirdiğinde şöyle bir rahatlayıp geriye doğru yaslandı. O kadar başarılıydı ki, salondaki seyirciler desteklemekte geri kalmadılar. Bu arada aralarında fısıldaşıp, hadi bakalım bu bir kişiyle olmaz diğerlerini de görelim der gibiydiler. Katılmamak mümkün değildi. Sivil kıyafeti savunanların yani bizim ufak çocukların ikinci konuşmacısını takdim ederken, aynı endişeyi bende taşımaktaydım. Çünkü içlerindeki en kısa boylu, en çocuk yüzlü olanıydı bu. Lise öğrencisi olduğunu ispatlamak için bir kaç şahidi hazır bulundurmak gerekirdi. Gözlerime baktı başlayabilir miyim der gibi. Sevecen bir ifadeyle göz kırptım. Ayağa kalktı ve konuşmaya başladı.
Rakip öğrencilerin yerinde olmak istemezdim. Mavzer gibi sıralamaya başladı düşüncelerini. Karşı grubu çürüttü ilk önce. Sözlükten sivil ve resminin tanımını okudu. Üniformanın tarihini anlattı sonra. Öyle bir kaptırmıştı ki kendini. Üniforma için diktatörlük kalıntısı bile dedi. Alkışlar ve tezahüratlarla kesilmese konuşması, kim bilir daha neler söyleyecekti. Bitirdiğinde çaktırmadan göz ucuyla son sınıflara baktım. O eski gururlu hallerinden eser bile yoktu. Yine de bir umut aralarında 3. konuşmacılarının neler söyleyebileceğini konuşuyorlardı. İhtiyatlıydılar. En ağır toplarını son konuşmacıya saklamışlardı. Son konuşmacıyı bende tanıyordum. Gerçektende okulun en faal öğrencilerindendi. Bazı öğrenciler vardır. Her temsilde görev alırlar. Şiir okurlar, şarkı söylerler, trampet çalarlar işte bu onlardan. Belki dedim içimden bu canavar her şeyi toparlar. Yerle bir olan karizmalarını kurtarırlar. Yanılmamışım öyle bir konuşmaya başladı ki salondaki rüzgâr birden tersine dönüverdi. Şöyle bir ara jürideki arkadaşlarla göz göze geldim. İşimiz zor gibi baktılar. Hallerinden, bu durumdan benim gibi keyif aldıkları belliydi. Bu denli heyecanı yüksek bir münazarayı kimse beklemiyordu, öğrencilerde dâhil bu anın keyfini çıkarmaya başlamıştık. Bir ara salon tribüne dönüşmeye başlayınca. Otoriter kimliğimi dönmek zorunda kaldım. Bu arada son sınıfların 3. konuşmacısı beraberinde getirdiği, üzerinde okul resmi kıyafetinin bulunduğu modeli, çoktan sahneye taşımıştı bile. Sunumu o kadar etkiliydi ki. Profesyonel röprezantlara dahi taş çıkartırdı.
Ufaklıklardan son konuşmacıya gelmişti sıra. Bir kez daha çekirge sıçrar mıydı hepimiz bunu bekliyorduk. Ufaklıkların en heyecanlısıydı bu kız çocuğu. Yanakları kıpkırmızıydı. Nedense hiç kaygıya kapılmadım. Bütün o gördüklerimden sonra. Ve…
Çekirge bir kez daha zıpladı. Hem de ne zıplama. Sahneye öyle bir çıktı ki Sanırsınız mahallede birileri tiyatro kursu veriyor. Yürüyüşü, karşı gruba bakışı, jüriye dönerek onları ikna etmeye çalışması, seyircilere dönerek kendi düşüncelerine katmak için yaptığı hareketler. Bu kadar olur. Tam konuşmasını bitirecek dediğim anda asıl sürprizini patlattı. Biraz önce ki konuşmacının getirdiği modelin başına gitti. İlk önce kravatını aşağı indirdi. Sonra gömleğini dışarı çıkardı. Kollarını sıvazladı. Bakın dedi işte buyuz. Ne kadar da nefret ediyoruz bu resmi kıyafetten. O an bir kamerayla bu olanı biteni, bu deneyimi kayıt altına almadığıma bin pişman oldum. Konuşmasını bitirip yerine doğru hareketlendiğinde, salondaki öğrenciler ayakta alkışlıyorlardı.
Burada bittiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Kapanış konuşmalarını yapmak üzere ilk konuşmacılar tekrar sahneye geldiler sırasıyla. Hükümet grubu yani resmi kıyafeti savunan çocuklar adına konuşan erkek öğrenci. Beklenmedik o hamleyi yaptı. Sözü öyle bir yere getirdi ki. Salondaki ses birden kesildi. Bu son çırpınışlarıydı. Eğer dedi herkes istediği kıyafetle gelirse okula; laikliği nasıl yaşatacağız. Salona birden bire politik bir hava hakim oldu. Bende dâhil jüri üyeleri neler oluyor der gibi bakındık. Muhalefet grubunun konuşmacısı konuşmaya başladığında bu gerilimli atmosfer yerini gülüşmeler bıraktı. Sempatik tavırlarıyla öyle bir kapanış yaptı ki bizde nasibimizi aldık münazaradan. Öğretmenler dedi cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür yeni nesiller bekler.
Jüri puanlamayı yaparken fırsat bu fırsat bir kez daha alkışlattım her iki grubu. Hepsini tebrik ettim. Aslında her iki tarafın da kazandığını söyledim onlara.
Ve puanlamayı alıyorum jüriden. Salondan hiç ses çıkmıyor. Herkes bana odaklanmış, Kazananın hangisi olduğunu bekliyorlar. Elime geçmişler bir kere hemencecik söyler miyim, uzattıkça uzatıyorum konuşmayı. Baktım uğultular çoğalıyor okumaya başlıyorum kâğıttaki rakamları. Resmi kıyafeti savunan grup sekiz yüz on iki. Sivil kıyafeti savunan grup dokuz yüz… cümlemi tamamlamaya kalmadan, bütün salon bizim ufaklıklara doğru koşuyor. O kadar seviniyorlar ki uzun zamandır böyle coşkulu bir ortam görmediğimi söyleyebilirim.
Bense kalabalıktan sıyrılıp, kaybeden çocukların yanında alıyorum soluğu. Sonra nasıl oluyorsa bizim ufaklıklar beliriyorlar yanımda. Yok artık diyorum şimdi gelip ağabeylerinin, ablalarını gönlünü alacaklar. Alıyorlar da, tüm şirinlikleriyle.
Son anda kaybeden çocuklardan birisi kulağıma fısıldıyor. Hocam, hiç kimseye anlatmayacaksınız değil mi?
Kategori: Eğitim
Şokali
26 Kasım 2007
Öğretmenler gününde ne hediye aldınız bilmem ama bugün aldığım hediye diğerlerinde oldukça farklıydı. Aslında pek fazla hediye olayı da olmadı hani. Pek iyimser olmayacağım. Çocuklar unutmuştur, harçlıkları yoktur demeyeceğim ya da eskiden öğrenciler.... diye süreğen cümleler kurmayacam.
Tam ümidi kesmiştim işte. İçimden bu hain talebeler bizi unuttu diye geçirirken karşıma çıktı. Ellerini arkadan kavuşturmuş, belli birşey saklar vaziyette durdu karşımda. Şaşkınlığı mı saklayamadım ilk anda. Bütün o soğuk kanlılığım gitti. Şımartılmayı bekleyen bir çocuk gibi kalakaldım. Bu halim üzere kendimle cebelleşirken. Beğenmezseniz çok kırılırım dediğini duyar gibi oldum. Kendi elleriyle yaptığını söyledi peşinden. Hadi ama dedim çok beğeneceğime emin olabilirsin. Çekinerekte olsa sakladığı şeyi bana doğru uzattı. O anki duygularımı tasavvur etmemi beklemeyin. Birazda bende kalsın o anın tadı. Mısır koçanından bir bebekti karşımda duran. Başka bir zaman olsa sevincimi o kadar belli etmezdim. Ettim. Sevincim her halimle görünüyordu. Buna bir ad ver dedim oldu olacak. Aslında dedi bir adı var. Bizim oralarda Şokali derler mısırın koçanına.
Kategori: Eğitim
Hala Orada mısınız?
15 Kasım 2007
Geldim ya da geri döndüm ne farkeder. Tamda bıraktığım yerden başlayabilirim artık. Ne çok özlemişim bir bilseniz. Okul bahçesine henüz adım attım. Bildik bir güvenle yürüdüm öğrencilerin arasından. Başka bir yerde yaşayamazmışım gibi birşey tüm bu olanlar. Merdivenleri çıktım yine hızlı adımlarla. Önüme gelen ilk sınıfa daldım. Ben yokken neler olmuş neler. Anlatacak çok şey var yine. Bilmem nereden başlasam. Hangi birini anlatsam. Daha önümde çok yıllar var ama aceleye gerek yok. Şimdilik öğretmen odasının penceresinden bir mavzer gibi seyrediyorum herşeyi. Birazdan kaybolacağım emin olun çocukların arasında. Onların gözüyle bakacağım tekrar dünyaya.
Geri döndüm, kaç kişiyi ilgilendirir bilemiyorum bu özbildirim.
Kategori: Kişisel
İstanbul Şiir Dinletisi
30 Mayıs 2007
Okul Monologları
Kategori: Eğitim
Günün Sözü
Darüşşafaka Öğrenci Alıyor
26 Mayıs 2007
Daha yakından biligi edinmek için Tıklayınız.
Kategori: Tanıtım
Küba'da Eğitim
15 Şubat 2007
Kategori: Güncel
Uzman Öğretmen
09 Şubat 2007
Kategori: Makale
Da Vinci Sergisi
08 Şubat 2007
Belki telafi olur diye British Library'nin sitesinde bulduğum şu programı önermek istiyorum. Turning the Pages. Sadece Leanardo değil bir dolu eski (yazma)yı bulup görebileceğiniz, mükemmel bir çalışma. Hatta Memluklu sultanı Baybars'ın hazırlattığı el yazması bir kur'an da bulabileceğiniz çalışmalardan biri. Yalnız sisteminizde macromedia shockwave programının kurulu olması gerekiyor.
Kategori: Etkinlik
Kütüphane
07 Şubat 2007
Günümüzde okul kütüphaneleri sadece ders çalışılan ve ödevlerin yapıldığı hikaye, roman ve diğer eserlerin okunduğu bilgi merkezleri değillerdir. Bu kütüphaneler, bilgi toplumunun bireyi olan öğrencilerin yeni teknolojileri tanımalarını ve başarıyla kullanmalarına imkan sağlayan, okulların öğretim programında belirtilen eğitimsel amaçları destekleyen, öğrencilerin yaşam boyu öğrenme becerilerini kazanmalarına yardımcı olan kurumlardır.Hızlı gelişen teknoloji ve bilgi toplumu elektronik ortamda bilgiye erişim, elektronik kitap ve dergilerin kullanımının artması, tam metin veri tabanlarının yaygınlaşması ile artık okul kütüphaneleri Kütüphane ve Medya Merkezi olarak, okul kütüphanecileri ise Kütüphane ve Medya Merkezi Uzmanı olarak anılmaya başlanmıştır. Kütüphane ve medya uzmanı okuldaki herkesle birlikte çalışan, diğer kütüphanelerle bağlantı kuran, okul kütüphanesinin planlamasından sorumlu olarak görevini mümkün olduğunca iyi yapan mesleki uzmanlık niteliklerine sahip görevlidir. Kütüphane ve Medya uzmanı görevlerini yerine getirebilmek için öğretmenler, yöneticiler ve öğrencilerle sıkı ilişki içinde olmalı ve bütün eğitim programlarının içinde yer almalıdır. Kütüphane ve Medya merkezleri elektronik ortamdaki çok çeşitli, karmaşık ve düzensiz bilginin düzenli hale getirilerek sunulmasını, gelişen teknoloji sonucu oluşan kaynakların sadece medya merkezinde değil, sınıflarda eğitim ve öğretim programının içinde kullanılmasını sağlamalıdır.
Bu bilgilerin ışığı doğrultusunda belirli konuları öğrenme yerine "öğrenmeyi öğrenmek" ve "bireysel öğrenmenin" eğitim sürecinin temelini oluşturduğu okullarda okul kütüphanecilerinin görevi öğrencilere teknolojiyi kullanarak istedikleri bilgiye ulaşmalarının yanında etkili araştırma yapabilme, analiz edebilme, sentez yapabilme ve ulaştıkları bilgileri değerlendirebilmede yardımcı olmaktır.
Kütüphane ve medya uzmanı öğrenciye bilginin değişik yönlerini, kişiye nasıl fayda sağlayacağını öğretmek zorundadır. Bireyler bilgi okuryazarlığı eğitimini en iyi küçük yaşlarda ilköğretim çağında alırlar. Kütüphaneleri besleyen en büyük kaynak öğrencilerin saf, meraklı, herşeyi öğrenmeye ve denemeye açık beyinleridir.

Öğretmenler ve kütüphaneciler genç beyinlere bu yaşta bilgileri damıtarak aktararak bilgi okuryazarı bireylerin yavaş yavaş büyümesine ve gelişmesine zemin hazırlarlar. Bilgi okuryazarı olan öğrenciler bilgiye ne zaman ihtiyaç duyacaklarını bilgiyi nereden bulacaklarını ve nasıl kullanacaklarını bilen kişilerdir.
Okul kütüphanelerinin günümüzde en büyük savaşı internetle olmaktadır. Yüzyılın harikası olarak anılan internet dünyada ve Türkiye’de hızla yayılırken kütüphaneler de bu değişimin dışında kalmamaya çalışmaktadır. Internet varken internette bu kadar çok bilgi varken okul kütüphanelerine hala ihtiyacamız var mı? sorusuna cevabımız evettir. E-maillerimiz var ama hala telefonla konuşuyoruz ya da kişisel bilgisayarlarımızda hepimizin hesap makinaları var ama bir muhasebe bölümüne ihtiyaç hala duyuyoruz, dil sözlüklerimiz var ama yine de Türkçe, İngilizce öğretmenlerine ihtiyacımız var. Hala kütüphanecilere ihtiyacımız var. Çünkü ""herşey"" internette yoktur. Google gibi arama motorları elektronik kütüphane kurma yolunda adımlar adımlar atmış olsalar bile internet üzerindeki yayınların geçmişe dönük kopyalarına ulaşmak halen çok zordur. Internet aynı konuda binlerce yere yönlendirir, seçim yapmaz, en doğru bilginin hangisi olduğunu veremez. Internet bir bilgi dağıdır eğer rehberiniz varsa bu dağa tırmanmak çok daha kolay olacaktır. Burada rehber kütüphanecilerdir. Okul kütüphanecilerin görevi bu bilgi dağına tırmanan öğrencilere yol göstermektir. Kütüphaneciler, öğrencilerin doğru bilimsel, açık, standart bilgiye ulaşmalarını sağlar.
Bir öğrencinin gözüyle okul kütüphanesi:• Okul ödevlerimi yaparken zamandan tasarruf sağlar.
• Zamanında ödevimi tamamlamama yardımcı olur.
• Ödevimi yaparken güzel bir çalışma ortamı yaratır.
• Bilgiyi kullanırken güçlü ve zayıf yönlerimi öğrenmeme yardımcı olur.
• Etrafımda dönen dünya hakkında fikir verir.
• Çeşitli fikirler üretirken güvenli bir ortam sağlar.
• Amaçlarımı ve planlarımı oluşturmada yardımcı olur
Sonuç olarak; eğitimi destekleyen kütüphaneler yoksa ya da onların kolleksiyonu öğrencilerin kendilerini geliştirecek, onların başarılarını destekleyecek nitelikte değilse, insanların okuma yazma becerilerini geliştirmeleri ve araştırma ve geliştirmeye katkılarını beklemek güçtür.
Ülkemizde bir tarafta hala yazı yazmak için daktilo bulamayan, katalog kayıtlarının ilkel yollarla çoğaltıldığı okul kütüphaneleri bulunurken, diğer tarafta en yeni teknolojileri uygulayan ve internet aracılığıyla dünyanın herhangi bir yerindeki bilgi merkeziyle bağlantı kurabilen okul kütüphanelerini beraber yaşıyoruz. Dileğimiz ve hayalimiz ülkemizin bütün illerinde, ilçelerinde ve köylerinde modern, teknik donanıma sahip okullar ve okul kütüphaneleri görebilmektir.
Kategori: Eğitim
Miniature World
29 Ocak 2007
Miniturk'e gidenlere-gitmeyenlere önerimdir. Net ortamında benzer bir çalışmayı görmek isterseniz Buradan buyurun. Miniature World. Kanadalı miniacı amcalarımız boş durmayıp birde sanal ortamda tur hazırlamışlar. İyide etmişler. Doğrusu bu karda kışta kim gezecekti oraları.Kategori: Etkinlik
Tatil ve Kitap 1
28 Ocak 2007
Martı
Richard Bach
Dünya gençliğine en çok tavsiye edilen kitapların başında gelir kendileri. Bende es geçmek istemedim. Bir martının kendini aşma azmi, özünü bulma çabası. Mutlaka okunmalı.
Dinle Küçük Adam
Wilhelm Reich
İnsanın kendisiyle yüzleşmesinin hikayesi. Bir tokat gibi gelecek, bugüne kadar bize öğretilenlere. Ezberi bozacak. Herşeyi sorgulatacak bir kitap.
Shibumi
Trevanian
Macera kitabı desem olmayacak. Felsefe desem ya da biraz uzakdoğu hiç olmaz. Roman kahramanı nikko'yu tanıdıkça, kendinizi ondan alıkoyamayacaksınız.
Demian
Hermann Hesse
Tam anlamıyla bir gençlik ve öğrencilik romanı. Kendini ve benliğini bulmaya çalışan Sinclair'in hikayesi
Sana Gül Bahçesi Vaadetmedim
Joanne Greenberg
Bir akıl hastalığı romanı ya da başka bir deyişle toplumun yerleşik değer yargılarına
çarpıcı bir eleştiri.
Kategori: Kitap
Tatil ve Kitap 2

.İstanbul'da bir ZürafaSunay AkınBindik bir alamete gidiyoz kıyamete lafını duymuşsunuzdur. Peki binilen afetin ne olduğunu biliyor musunuz? Yandaki resmdeki hayvanın bununla bir alakası olmasın. Sunay Akın mükemmel anlatımıyla, hayatımızın her anına malolmuş hayvanların hikayesi.Michael EndeMomoMasal okumakta nereden çıktı demeyin. Bu masal başka masal. Ya da başka bir söylemle yetişkinlere masallar. Kahramanımız MOMO, zaman hırsızına karşı mücadele ediyor. Oldukça naif bir hikaye. Hem oldukça ideal bir kış okuması.Beyaz KaleOrhan PamukBir çırpıda okunulacak kitaplardan. Aramızda tarihi sevenler varsa şiddetle öneririm. Hem Orhan Pamuk'u da yakından tanımış oluruz. Derler ki bu kitabı okumadan yazarın diğer kitapları anlaşılmazmış.
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmed Hamdi TanpınarTürk Edebiyatının en önemli kitaplarından. Nasıl olsa edebiyat öğretmeniniz bir gün bahsedecekti. Ben önce davranayım dedim.
Berci Kristin Çöp Masalları
Latife Tekin
Bizi anlatıyor. Göçümüzü. Nasıl bu kente tutumduğumuzu. Bu kenti kendi dilimizce nasıl yorumladığımızı.
Kategori: Kitap
Kitaplar Hakkında
İlk defa yeni bir kitap okumaktansa, okunmuş bir kitabı tekrar okumak daha yararlıdır. (Lord Dudley)
İyi kitaplar en gerçek dostlarımızdır. (Francis Bacon)
Kitaplıklar aklin tedavi yerleridir. (Scilus)
Bugünün gerçek üniversitesi, bir kitaplıktır. (Carlyle)
Kitap ruhun ilacıdır. (Japon Atasözü)
Bir tek kitap yazmak için yarim kitaplık eser okunmalıdır. (Samuel Johnson)
Bir insanın değeri okuduğu kitaplarla ölçülür. (Herbert Spencer)
Bir insana okuma aşkı ve onu tatmin edecek kitap verin; emin olun ki bu adam mutlu olacaktır. (Sir John Herschell)
Kitaplar insanların yolunu aydınlatır. (Çin atasözü)
Kitap aklin ilacıdır. (Ovidius)
Okula her şey yapabilirsiniz, ama okulun kitaplığı yoksa, hiçbir şey yapmamış olursunuz. (j. ferry)
Bütün boş zamanınızı gazeteye bağlamayın. ona vereceğiniz zamanın yarısını ayırarak size yeni bir şeyler öğretecek kitapları okuyun. (dale carnegie)
Ulusları ilerleten, yükselten zengin kitaplardır. (anatole france)
Yabani uluslar dışındaki her ülke kitaplar tarafından yönetilir. (voltaire)
Yasalar ölür kitaplar ölmez. (bulwer – lytton)
Yaşayan insan zekası, ölmüş insanlarla en iyi ilgiyi kitaplarla kurar. (bouee)
Hiçbir iyi kitap birdenbire gerçek yüzünü göstermez. (caryle)
Mümkün olsaydı her karış toprağa buğday eker gibi kitap ekerdim. (horace)
Kitap tek ölümsüzlüktür. (rusuf chodte)
Kitapsız yaşam kör, sağır ve dilsiz yaşamaktır. (Seneca)
Kitap seyahatten başka bir şey olmayan yaşamda en iyi silahtır. montaigne)
Kitaplar zekanın çocuklarıdır. (jonathan swift)
Kitaplar yaşadıkça geçmiş diye bir şey olmayacaktır. (bulwer – lytton)
Kitaplar uygarlığın önderliğini yapan ışıklardır. (roosevelt)
Tanrım bana kitap dolu bir evle çiçek dolu bir bahçe ver. (konfüçyüs)
Kitaplarım bana yetecek kadar büyük bir krallıktır. (william shakespeare)
Kitaplar hiç solmayacak bitkilerdir. (herrik)
Bir kitap yürekten gelmişse, ancak o zaman başka yüreklere ulaşabilir. (carlyle)
Kitaplar düşüncelerin mezarlarıdır. (longfellow)
Kitaplar kaybolmuş kafaların anıtlarıdır. (sir william davenant)
Kitaplardan daha iyi bir yol arkadaşı bilmiyorum. (h.fletcher)
Ben kitaplarımı yaratmadan kitaplarım beni yarattılar. (montaigne)
Bir ulusun en değerli hazinesi, onu yükselten yayınıdır. (churchill)
Bir kitap en iyi arkadaştır. bugün için ve ebediyen… (m. f. tupper)
Kitapları süs olarak dolap içinde tutmanın hiçbir değeri yoktur; çünkü o zaman kitapla diğer eşyalar arasında bir ayırım yapamayız. (john k. bangs)
Kitapların düşmanları insanlarınki ile aynidir: ateş, nem, zaman ve içindekiler. (paul alery)
İçinde bir şey bulunmayacak kadar kötü bir kitap yoktur. (balzac)
Bazılarının yaşaması yeryüzüne bir yüktür, ama iyi bir kitap, usta bir kafanın yaşamdan sonraki Yaşam için mumyalanmış bir hazine gibi saklanmış en değerli yaşam öğesidir. (john milton)
Kitaplar benim sevgili dostlarım, gerçek yol gösterenlerimdir. çünkü ikiyüzlülük etmeden, bana görevlerimi anımsatırlar. (alphonse daudet)
Kitapların kapaklarını öperim. hiç değilse kapaklar isteseler bile kitapların içine bakamazlar. (william cawper)
Kitapların yakıldığı yerde insanlar da yakılır. (heinrich heine)
Kitaplarda her zaman kendimizi buluruz. yine de her seferinde okuduğumuzda hayran kalıp Yazarını deha olarak adlandırmamız ne tuhaftır. (thomas mann)
Otuz yaşına gelinceye kadar kitapları sevmeyen, sonraları da onları anlayacak kadar sevmeyecektir. (Clarendon)
Eğer bizi yaşamaya ve daha büyük bir susamışlıkla içmeye yöneltemiyorsa kitapların ne anlamı
var? (henry miller)
İyi kitabin övgüsü kendi içinde saklıdır. (alman atasözü)
Kitaplar çoğunlukla kitabi yazan kimselerin en iyi duygularını, en doğru düşüncelerini, en sağlam kanılarını, en temiz umut ve ülkülerini taşırlar. (victor hugo)
Yedi eski kitap kafa kafaya verirse, mutlaka bir yenisi doğar. (alman atasözü)
Okuduğunuz bir yapıt sizi fikren yükseltir, içinizi doldurursa onun hakkında hüküm vermek için
başka bir kural aramayınız; yapıt iyidir ve usta elinden çıkmıştır. (la bruyére)
Size en çok yardim eden kitaplar, sizi en çok düşündüren kitaplardır. (teodor walker)
Okuduğun kitabin sana egemen olmasına izin verme, sen ona egemen ol. (george christaph
lichtenberg)
Kitaplar insanlara çoğunlukla kendi talihlerini açmak için yetenek aşılarlar. (anonim)
Kitapları iki gruba ayırmak mümkündür: günün kitapları ve her zamanın kitapları. (ruskin)
Kitapların kendi kaderleri vardır. (teretianus maurus)
Kitapsız büyüyen çocuk, susuz büyüyen ağaca benzer. (çin atasözü)
Yatmadan önce okuyabileceğiniz iyi bir kitap ya da dergiye sahip olduğunuzu bilmek zevklerin en büyüğüdür. (v. nabokov)
Bal suyu tatlıdır, şeker iyidir; ama kitabin tadı ikisinden de iyidir. (kiril – turof psikoposu)
Kitap dolu bir kitaplık, bir bilim adamına en güzel bir bahçeden daha güzeldir. (yehuda ben tibbon)
Aslında her kitap yalnızca yazarın dostları ve sevdikleri için yazılmış. (goethe)
Tek kitaplı insandan kork. (Latin atasözü)
Her devrin kitabi vardır. (arap atasözü)
Kitabın görüntüsü yürekten üzüntüyü kovar. (Fas atasözü)
İyi kitap kendini över. (alman atasözü)
Bütün kitaplarımı severim; sevmeseydim yazmazdım. (aziz nesin)
Kitaplık kurmak, tapınak yapmak kadar kutsaldır. (victor hugo)
Kitaplar da dostlar gibi az, fakat iyi seçilmiş olmalıdırlar. (jonerianna)
İyi bir kitap bir hazineye benzer; sıkıntılı zamanlarda onun yerine geçer. (halig)
Kitaplar sessiz öğretmenlerdir. (gellius)
Yetişen zekaları kitaplarla beslemeyen uluslar, yıkılmaya mahkumdurlar. (ovidius)
Kitaplar kendinize ve başkalarına saygı duymayı öğretecek, yüreği ve akli, dünya ve insanlık sevgisiyle dolduracaktır. (maksim gorki)
Bir insani öldüren, tanri’nin aynası, akil sahibi bir yaratığı öldürmüş olur; ama aklin ürünü olan kitabi yok eden, aklin kendisini yok etmiş olur. (john milton)
Kategori: Kitap
Bus Stop
21 Ocak 2007
özümona bekleme yerleri değilde "reklam yüklenme yerleri" haline getirilmiş.Oysa beklemek, her ne beklenirse beklensin donatılmış bir etkinliktir. Bu bir de hiç tanımadığınız insanlarla aynı anda, aynı şeyi bekliyor şeklindeyse ; artık bir dışavurumdur. Böylece ortaya çıkar koca kentin kimliği.
Biri mutlaka yapmıştır nasıl olsa diyerek aklımdan birden bire geçen fikirden kurtuluyorum. -dünyanın bütün otobüs durakları- hatta bununla ilgili olarak bir blog bile oluşturulabilir. Yok olmadı bir sergi açılır belediyenin sergi salonunda. Yeter ki iyi bir şeyler ortaya koymak olsun derdimiz. İşte aşağıda bunun için bir başlangıç. Ne dersiniz?
Kategori: Güncel
Flashearth
Bakın şu gireceğiniz sitede, net ortamında kullanabileceğiniz map (harita) programları bulunmakta. Online bir ortamda yükleme yapmaksızın kullanabilmek için oldukça ideal. İçlerinden en çok Nasa Terra'yı beğendiğimi de yeri gelmişken söyleyeyim. Terradan bakılırsa memleketin her tarafı kış kıyamet. Siz yine de aşağıdaki linki bir tıklayın. Deneyimle öğrenin durumu.http://www.flashearth.com/
Kategori: Coğrafya
Les Choristes
18 Ocak 2007

Durum bundan mütevellit olunca. Elden ne gelir? Çözüm arayışları içerisine girdim. rehberlik odasındaki projeksiyon ne güne duruyordu...
Zor olmadı seçmek filmi. Olsa olsa bu giderdi bir eğitim kurumunda. Zorlamalarla da olsa bir sınıfı salona tıkmayı başardık. Elbetteki sayın talebelerimizin hoşlarına gitmeyecek bir durumdu yaptığımız. Bir hayli karşı koyuşu, siz bana güvenin bir bildiğim olmasa size izlettirmem diyerek savuşturdum. İyi de etmişim doğrusu.
Çıkışta onların yüzünde, hüzünle mutluluğun karışarak ortaya çıkışını sessizce seyrettim. Pek bir keyif aldılar doğrusu. Bugün öğretmenlere bir suare yapacağız. Onları mutlu edebilersek gerisi kolay. Artık okulun tümüne izlettiririz filmi. Film mi bir şekilde bulun izleyin eğitimle uzaktan yakından alakanız varsa. Ki bu kaçınılmazdır. Mutlaka seyredin. Hatta edinin. Bir bildiğim varki tavsiye ediyoruz değil mi?
Son dönem fransız filmleri içerisinde yırtınmadan kotarılmış yegane filmdir kendileri.
Kategori: Sinema











